• Mehmet Pektaş
    • Şair-Yazar
Cesur Kaşifler çıktı.
5 kitaplık yeni seri. Çocuklar bu seriyi çok sevecek.
Adam Olacak Çocuk Serisi
Seri yeni kitaplarla devam ediyor.
Macera kitapları çıktı.
Dr. Mehmet Pektaş'ın 5 kitabı birden çıktı.

Ana sayfa

Uzun süre menüye göz gezdirdikten sonra kafasını kaldırıp yanı başında bekleyen garsona: “Çay…” dedi. Ardından etrafına bakındı. Küçük şirin bir kafeydi burası. İçerisi özenle dekore edilmişti. Duvarlara tuğla görünümü verilmiş, tavan eskitme ahşap desenli bir malzeme ile kaplanmıştı. Kumaşları pastel renklerden seçilmiş rengarenk sandalyeler küçük ahşap masaların çevresine yerleştirilmişti. Cam kenarlarındaki saksılarda süs bitkileri vardı. Garsonun masaya bıraktığı çaydan bir yudum alıp etrafa göz gezdirmeye devam etti. Yan tarafında, duvarın dibine büyücek ahşap bir kitaplık yerleştirilmişti. Kitaplığın alt raflarında silindir kutular içinde birkaç satranç takımı, ince uzun kutularda jenga oyunları vardı. Orta rafta set halinde alındığı anlaşılan dünya klasikleri görünüyordu. Üst rafta, eski bir radyo ve atlı karınca şeklinde bir müzik kutusu göze çarpıyordu.
Arkadaşlarla metrodan çıkıp dışarıdaki grupla birleştik. Hepimizin elinde dövizler pankartlar vardı. “Rektör istifa!” “Atanmış rektör istemiyoruz!” “Üniversiteyi savunuyoruz.” “Kayyuma hayır!” “Üniversiteler bizimdir”… Büyük bir protesto gösterisi olacaktı. Coşkuyla şarkılar, marşlar söylemeye başladık. Tam yürüyüşe başlayacakken kalabalığın arasında bir soru dolaştı: “Mert nerede?”
Derginin bu sayısında Mehmet Pektaş'ın yanı sıra Ozan Arif, Tacettin Şimşek, M. Nihat Malkoç, Halil Manuş, Ercan Haney, Ali Kemal Mutlu, Zekeriya Çakabey, Hacı Musa Tuncer, Ahmet Alan, Hilmi Kınalı, Halit Yıldırım, Niyazi Karabulut, Erdal Noyan, Servet Yüksel ve Tayyib Atmaca'nın yazı ve şiirleri yer alıyor.
Her zaman olduğu gibi başını önüne eğip içimdekileri boşaltmamı beklese bunlar olmayacaktı. Bir iki saat küs kaldıktan sonra ikimizden birisi laf atıp küslüğü bozacaktı. Sonra da birbirimize sarılıp hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam edecektik. Ama bu defa farklıydı. Ben bağırdıkça o da aynı tonda karşılık veriyordu. Delirmiş gibiydim. Eşim, ikimizin arasında kalmıştı. Bir oğlundan yana bir benden yana oluyordu.
Güçlü bir gelenekten beslenen ve sanat anlayışını buna göre şekillendiren divan şairi dış dünyayı geleneğin belirlediği bakış açısına göre algılar. Bu bakış açısı tabiatı mevcut görüntüsünden sıyırarak kısmen de olsa mücerret bir hale büründürür. Mücerret imgeler şairin zihin süzgecinden geçtikten sonra divan edebiyatının kendine özgü sanat telakkisi, söz varlığı ve üslup özellikleri çerçevesinde estetik bir ifadeye dönüşür. Bu süreçte şairin dış dünya ile kurduğu ilişki zaman zaman çok sınırlı bir düzeye inse de tam bir kopuştan söz edilemez. Böyle bir iddia sanatın doğasına da uygun değildir. Tabiat ve tabiat olayları geleneğin çizdiği sınırlar içerisinde şiirlere yansırken bahariyye, cemreviyye, temmuziye, hazaniyye, şitaiyye gibi edebi türler oluştuğu görülür.
... 41 ...