• Mehmet Pektaş
    • Şair-Yazar
Cesur Kaşifler çıktı.
5 kitaplık yeni seri. Çocuklar bu seriyi çok sevecek.
Adam Olacak Çocuk Serisi
Seri yeni kitaplarla devam ediyor.
Macera kitapları çıktı.
Dr. Mehmet Pektaş'ın 5 kitabı birden çıktı.

Ana sayfa

Otobüs, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Gebze’ye girmişti. Diğerlerine göre biraz daha uyanık geçinen Himmet, göz ucuyla kardeşlerini kontrol etti. Üçünün de uyuduğundan emin olunca otobüsten inmeye karar verdi. Ayağa kalkmasıyla birlikte yan koltukta oturan Gayret de kımıldanmaya başladı. Himmet bir an yakalandığını düşünse de kardeşinin gözlerinin kapalı olduğunu görünce rahatladı. “İnadına yayılmış hayvan. Acaba çişim geldi diye uyandırsam mı? Helaya da benimle gelir bunlar.” diye mırıldandı kendi kendine. Düz denedi olmadı, sırtını döndü yine olmadı. Bir bacağını kaldırıp Hayret’in üzerinden aşmayı denerken gelen carttt sesi bu hamleyi de henüz başlar başlamaz bitirdi. “Hay Allah kahretmesin donu da yırttıh.” diye söylendi. Bu sırada ön koltuğun boşaldığını fark etti. Fırsat bu fırsat deyip koltuğun üzerinden aştığı gibi tepesi üstü ön tarafa geçti.
Derginin bu sayısında Mehmet Pektaş'ın yanı sıra Selîmî, Mehmet Mazlumî, Hızır İrfan Önder, Hökkeş Mârâşî, Nurgül Kaynar Yüce, Tacettin Şimşek, Halit Yıldırım, Erdoğan Öner, Halil Manuş, Memik Kömekçi, Murat Canbolat, Bilal Saygılı, Musa Serin, Kadir Köse, Fikret Görgün, Salman Kapanoğlu, Erol Koca, M. Nihat Malkoç, Hacı Musa Tuncer, Cengiz Numanoğlu'nun yazı ve şiirleri yer alıyor.
Saffet ve Gayret önde kara sabanı çekiyor, Himmet ve Hayret de arkada pulluğun başında toprağı sürmeye çalışıyordu. Tarlalarında buldukları defineyi kaybettikleri yetmez gibi zenginlik havasına erken kapılıp ellerindeki öküzlerden de olmuşlardı. Ufak bedeniyle ayakta durmakta zorlanan Gayret: “Dayanamıyom, dayanamıyom!” diye inlemeye başladı. Himmet kardeşine moral vermek için, “Dayan oğlum az kaldı. Birazdan bitecek.” dedi. Gayret umutsuzdu: “Çok bitecek! Bu tarla bitmez. Ben burda öleceğem.” Saffet, “Himmet ağa, yorgunluktan öldüm. Bir mola verelim.” Himmet, sesini yükseltti: “Ailenin yüz karası… Öküzleri sattıralım diyen sen değel miydin? Bu tarla bitmeden duranı vururum.” Bu sırada uzaktan Güssün’ün sesi duyuldu: “Hayret, Hayret… Nirdesiniz Hayret!” Tüm kardeşler sesin geldiği tarafa bakıyordu. Güssün, tarlaya gelinceye kadar soluk soluğa kalmıştı.
Derginin bu sayısında Mehmet Pektaş'ın yanı sıra Kaygusuz Abdal, Nurgül Kaynar Yüce, Tacettin Şimşek, Seyfettin Gelekçi, M. Nihat Malkoç, Halit Yıldırım, Osman Akçay, Memik Kömekçi, Mustafa İmir, Halil Manuş, Mustafa Canbolat, Fatma Uçarlar, Ali Armut, Hacı Musa Tuncer, Erol Koca, Gazi Hüseyin Kılbaş, Salman Kapanoğlu, Tacettin Çetin'in yazı ve şiirleri yer alıyor.
Resmi İşler Müdürü Bilal Bey, masasının başında telefonuyla oynuyordu. Kapı çalınınca kafasını bile kaldırmadan, “Gel!” diye seslendi. Kapının açılmasıyla birlikte içeriyi sitemli bir ses doldurdu: “Yahu Müdür’üm biz seni böyle mi karşıladık?” Bilal Bey, başını kaldırdığında odaya girenin İlçe Müftüsü Osman Hoca olduğunu gördü. “Oo hoş geldin Hoca’m. Bu ne güzel sürpriz!” diyerek fırladı yerinden. Misafirine sarılırken, “Haber verseydin kapıda karşılardık.” diye üste çıkmaya çalıştı. Osman Hoca, gözlerini kıstı, hafif alaycı bir tebessümle cevap verdi: “Aşk olsun Müdür’üm! Sekreterine bir hafta önce söyledik. Yoksa sana söylemedi mi?” Bilal Bey’in yüzü kıpkırmızı olmuştu: “Vallahi kimse bir şey söylemedi.” dedi. Ardından yüksek sesle bağırmaya başladı: “Aysel, Aysel!”
 4  ...