• Mehmet Pektaş
    • Şair-Yazar
Cesur Kaşifler çıktı.
5 kitaplık yeni seri. Çocuklar bu seriyi çok sevecek.
Adam Olacak Çocuk Serisi
Seri yeni kitaplarla devam ediyor.
Macera kitapları çıktı.
Dr. Mehmet Pektaş'ın 5 kitabı birden çıktı.

Ana sayfa

Arızalı sokak lambasının derdine düşen emekli öğretmen Necati Bey bir gün önce “vatandaş temas belgesi talep formu”nu temin edemeden mesai bitince yine belediyenin yolunu tutmak zorunda kalmıştı. Bugün ne yapıp edip “vatandaş temas belgesi”ni alacak ve Gri Masa’ya derdini anlatacaktı. Haydi hayırlısı! Başkanın resimleriyle donatılmış caddelerden, sokaklardan geçerek belediyeye vardı. Belediyenin önü yine ana baba günüydü. Bir gün önce miting sandığı bu kalabalığı bu defa yadırgamadı. Mesainin başlamasıyla birlikte belediyenin önündeki personel ordusu binaya akmaya başladı. Belediyenin döner kapısı büyük bir iştahla dönüp duruyordu. Personel ordusunun tamamı içeri girmiş olmasına rağmen “Daha girecek yok mu?” dercesine dönmeye devam ediyordu. Bütün şehir belediyede çalışmak istese herkesi içine alacaktı sanki.
Derginin bu sayısında Mehmet Pektaş’ın yanı sıra Nef'î, Durdu Güneş, Tacettin Şimşek, Aslan Avşarbey, Nurgül Kaynar Yüce, Halit Yıldırım, Hızır İrfan Önder, Mesut Arslan, Hakan İlhan, Ercan Sağlam, Mehmet Osmanoğlu, Fatma Uçarlar, Cihat Barış, Kaan Ramazan Çakalı, Hacı Musa Tuncer, M. Nihat Malkoç, Salman Kapanoğlu, Mustafa İmir ve Hökkeş Hartlap’ın yazı ve şiirleri yer alıyor.
Her şey sokak lambasının birkaç kere pır pır edip tamamen sönmesiyle başlamıştı. Bahçede ışığın aydınlığında oturanlar uzun bir “Aaa!” çekerken emekli öğretmen Necati Yılmaz, bıyık altından gülümsedi. Ortalık karanlığa bürünmese içlerinden birisi, (muhtemelen hemen karşısında oturan kayınbiraderi Hasan) “Neden gülüyorsun enişte?” diye sorardı. Necati öğretmen sandalyeye iyice bir yerleşip cevap verirdi: “Güldüğüm falan yok canım. Şu mutfağın ışığını yakıverin.” Arkasından da eklerdi, “Ben yarın muhtara söylerim.” Masadan birisi hemen atlardı, (muhtemelen Hasan’ın çokbilmiş karısı) “Muhtar ne karışır, burası Büyükşehir’e bağlandı.”
Derginin bu sayısında Mehmet Pektaş’ın yanı sıra Abdurrahim Karakoç, Mehmet Şeker, Tacettin Şimşek, M. Nihat Malkoç, Nurgül Kaynar Yüce, Halit Yıldırım, Hızır İrfan Önder, Mehmet Gözükara, Mehmet Osmanoğlu, Ercan Sağlam, Aslan Avşarbey, Kadir Köse, Mustafa İmir, Hacı Musa Tuncer, Salman Kapanoğlu, Âşık Siyâsî ve Osman Gazi Turaç’ın yazı ve şiirleri yer alıyor.
On beş günü yoğun bakımda olmak üzere yirmi günlük bir hastane macerasının ardından Cengiz ve sağ kolu Mert eski hayatlarına hızlı bir giriş yaptı. Parklardan renk renk güller toplayarak başladılar işe. Chat cpt’den ürettikleri aşk mesajlarından bazılarını patates hattan Aysel’e gönderdikten sonra ofise kapanıp pencere önünde Aysel’in gelişini beklemeye başladılar. Mert, Aysel’i sokağın başında görür görmez Cengiz’in talimatıyla yerinden fırladı. Pasajın merdivenlerine gül yaprakları serpti. Aysel, kısacık boyuyla basamakları büyük bir keyifle âdeta zıplayarak tırmandı. Merdivenin başında elinde gül buketiyle bekleyen Mert’i görünce keyfi bir kat daha arttı. Mert: “Abla bu çiçekler sana. Ofis kapalı olunca çiçekçi bize bıraktı.” diyerek elindeki buketi Aysel’e uzattı. Aysel: “Ay bunlar da ne böyle? Kim göndermiş acaba?” dedi. Buketin arasında not veya isim de göremeyince cilveli cilveli, “Ay ismini falan da yazmamış!” dedi.Mert:
 4  ...