• Mehmet Pektaş
    • Şair-Yazar
Cesur Kaşifler çıktı.
5 kitaplık yeni seri. Çocuklar bu seriyi çok sevecek.
Adam Olacak Çocuk Serisi
Seri yeni kitaplarla devam ediyor.
Macera kitapları çıktı.
Dr. Mehmet Pektaş'ın 5 kitabı birden çıktı.

Ana sayfa

Sezai Karakoç, ilk baskısı 1968’de yayımlanan Mehmet Akif isimli kitabında Akif’in hayatını, şahsiyetini, muhitini ve sanatını bir bütün hâlinde ele alır. Akif söz konusu olunca bu kavramlar arasındaki çizgi alabildiğine silikleşir, hatta kaybolur. Hayatı, şahsiyetini, şahsiyeti sanatını oluşturan bir portre çıkar karşımıza. Karakoç, Mehmet Akif’i yazarken onun hayatı, yaşadığı dönem ve şiirleri etrafında bir nevi düşünce okuması ve ruh çözümlemesi yapar. Bu okuma onun karakterini oluşturan çocukluk yıllarından başlar. Akif’in baba tarafından Rumelili, anne tarafından Buharalı olması ve Fatih’te doğup büyümesi Karakoç’a göre onu bir sentezin çocuğu hâline getirir.
Açıkkara'nın 45. sayısı yayımlandı. Derginin bu sayısında Mehmet Pektaş'ın yanı sıra Gedâyî, Fikret Görgün, Ahmet Sami Benli, Tacettin Şimşek, M. Nihat Malkoç, Halit Yıldırım, Arif İnceer, Ahmet Yıldırımtepe, Yasin Şen, Mehmet Aluç, Osman Gazi Turaç, Mutlu Gavcar, Hülya Tozlu, Salman Kapanoğlu, Zekeriya Çakabey, Ercan Sağlam ve Haşim Kalender'in yazı ve şiirleri yer alıyor.
Biliyorsunuz imam olarak atamam yapıldıktan sonra camileri karıştırıp yanlış camide göreve başlayınca adım Sakar Hoca’ya çıkmış başıma da gelmedik kalmamıştı. Son vukaatım olarak bekar zannedip evli bir kadına göz koymuş bunu da kadının kocasına yani abimin asker arkadaşı Salim’e anlatmıştım. Salim de sevabına bu kızla evlenmeme aracılık etmek istemişti. Çeşme başında Salim’e âşık olduğum kızı yani kendi karısını gösterince olanlar olmuştu. Kaymakam derhal tayin isteyip başka bir yere gitmemizi istedi. Benim canıma minnetti. Aşkımı anında kalbime gömüp güle oynaya tayin istedim. Olacak ya tayin bizim memlekete çıktı. Valizimi bile almadan otogara koştum. Terör belası yüzünden o zamanlar ulaşım çok sıkıntılıydı. Memlekete doğrudan otobüs yok. Önce konvoyla Van’a, oradan Erzurum’a Erzurum’dan Ankara’ya…
Halit Bey, pek çok roman yazarının edebiyata şiirle başlayıp öyküyle devam ettiğini biliyoruz. Sizin yazarlık kariyerinizde bu süreç nasıl işledi? Ben, edebiyata şiirle başladım. Şiirlerimde mini hikâyeler anlatırdım. Halen şiirlerimdeki olayları kronolojik bir sıra ile yazarım. Tıpkı bir hikâyedeki giriş, gelişme ve sonuç bölümleri vardır şiirlerimin. Bu durum beni hikâye yazmaya yönlendirdi. Hikâyede Ömer Seyfettin, Bekir Yıldız ve Necip Fazıl’ın takip ettikleri Maupassant tarzı olay hikâyesi metodunu benimsemiştim. Roman yazmayı uzun soluklu bir iş olarak görüyordum ve pek düşünmüyordum. Buna rağmen 1994 yılında Erzurum Pasinler’de askerlik vazifesini ifa ederken “Kuyuda Bir Yusuf” isimli bir roman denemesi yaptım. Fakat o defteri kaybetmiştim. Bu yüzden pek fazla dile getirmediğim bir dosya olarak kaldı hafızamda.
Dizi bitti. Reklamlar başladı. -“Kahve içer misin?” dedi kadın. Adam irkildi. Sesin nereden geldiğini anlamaya çalışır gibi sağına soluna baktı. Kadın, oda kapısındaydı: -“Kahve yapacağım içer misin?” dedi tekrar. Adam ilgisiz bir ses tonuyla: -“Olur.” dedi. Kadın odadan çıktıktan sonra adam, oturduğu yerden arkaya doğru uzanıp perdeyi araladı, dışarıda hafif bir yağmur vardı. Sokak lambasının ışığından bunu görebiliyordu. Perdeyi kapatıp yerinden kalktı. Balkon kapısını açtı. Balkonu yıllar önce kapattırmışlardı. Burada iki berjer, bir de sehpa vardı. Eve gelen misafirlerden sigara içmek isteyen olursa burayı gösteriyorlardı. Berjerlerden birine oturup cama vuran yağmur tanelerini seyretmeye başladı.
... 34 ...