• Mehmet Pektaş
    • Şair-Yazar
Cesur Kaşifler çıktı.
5 kitaplık yeni seri. Çocuklar bu seriyi çok sevecek.
Adam Olacak Çocuk Serisi
Seri yeni kitaplarla devam ediyor.
Macera kitapları çıktı.
Dr. Mehmet Pektaş'ın 5 kitabı birden çıktı.

Ana sayfa

Cengiz’in kısmeti Aysel’le yüzleştikten sonra âdeta bağlanmıştı. Hangi işe elini atsa kuruyordu. Koskoca semtten tek bir iş bile alamıyordu artık. Gördüğü boş dairelerin, dükkânların, arsaların sahiplerine ulaşıyor, müşterisinin hazır olduğunu söylüyor, yalanı yalana ekliyor, çeşit çeşit numaralar çeviriyor ama bir türlü mülk sahiplerinden yetki alamıyordu. Ne hikmetse çaldığı her kapı daha önceden Aysel tarafından görüşülmüş, anlaşılmış çıkıyordu. Aysel bacak kadar boyu, türlü türlü huyuyla tüm semti avucunun içine almış gibiydi. Bununla kalsa iyi. Cengiz’in diğer semtlerdeki gayrimenkul portföyü de günden güne eriyordu. Tüm müşterileri çeşitli bahanelerle gayrimenkullerini satmaktan, kiralamaktan vazgeçiyorlardı. Kimisinin Almanya’dan oğlu geliyor, kimisi kendi oturmaya kalkıyor, kimisi de tadilat yaptıracağını söylüyordu.
Derginin bu sayısında Mehmet Pektaş’ın yanı sıra Âşık Yunus, Mehmet Gözükara, Bekir Oğuzbaşaran, Tacettin Şimşek, Nurgül Kaynar Yüce, M. Nihat Malkoç, Musa Serin, Halit Yıldırım, Erol Koca, Hakan İlhan, Yemliha Gürlek, Haydar Ali Nacar, Salman Kapanoğlu, Ali Armut, Hacı Musa Tuncer (Ozan Azâbî), Nuri Kahraman, Mustafa İmir, Memik Kömekçi’un yazı ve şiirleri yer alıyor
Cengiz kâbusu hâline gelen emlakçı Aysel’le sonunda yüz yüze gelmişti. Aysel teklifsizce ofisteki koltuklardan birine otururken Cengiz’in iki omzunda iki küçük Cengizcik daha peyda oldu. Kafasında iki boynuz, arkasında bir kuyruk, omzunda kırmızı pelerin, elinde de ucu çatal bir mızrak bulunan sol taraftaki Cengizcik, “Bunca zamandır gözünde büyüttüğün bu yer cücesi miydi lan! Tüh senin kalıbına!” derken beyaz kıyafetli sırtında iki kanat bulunan sağdaki Cengizcik, “Cengiz bu senin bildiğin insanlara benzemiyor, aman dikkatli ol; sonra pişman olma.” diye yalvarıyordu. Soldaki Cengizcik, sahibine uzun bir küfür savurduktan sonra, “Ulan bir de üçkâğıtçılığın, sahtekârlığın ordinaryüs profesörüyüm diye geçinirsin. Onca süper gücün var. Bu kadını bu pasajda barındırırsan adam değilsin!” diyordu. Sağdaki kanatlı Cengizcik, “Yalvarırım bu defa olsun beni dinle. Herkes seni bu kadına karşı uyardı. Burayı tutarken Aysel’e sormadın mı, dediler. Bak aklını başına al.”
Derginin bu sayısında Mehmet Pektaş’ın yanı sıra Neyzen Tevfik, Musa Serin, Tacettin Şimşek, Nurgül Kaynar Yüce, Hacı Musa Tuncer, Halit Yıldırım, Haluk Tanrıverdi, Cahit Can, İhsan Nazik, Mustafa İmir, Yasin Şen, Osman Akçay, İbrahim Berber, Şükrü Atay, Hülya Tozlu, Ömer Kara, Ökkeş Maraşî, M. Nihat Malkoç’un yazı ve şiirleri yer alıyor.
Cengiz bir taraftan koşuyor bir taraftan da kendisini kovalayan Aysel’e yalvarmaya devam ediyordu: “Yapma abla! N’olursun affet. Ben ettim sen etme. Ablaa!” Cengiz üzerinde dizlerine kadar gelen papyonlu bir gömlek, omzundan beline doğru maşallah yazılı bir kuşak ve başında sünnet şapkası olduğunu fark etti. Aysel kısacık boyuna ve topuklu ayakkabılarına rağmen âdeta at gibi koşuyordu. Elindeyse hemen hemen kendi boyunda dev bir makas vardı. Makası şaklata şaklata Cengiz’e seslendi. “Kaçma bakim! Gel buraya. Azıcık ucundan kesicem o kadar.” Makasın her şaklayışında tüyleri diken diken olan Cengiz, göz ucuyla arkaya baksa da peşindeki yüzü seçemiyordu. Ekranlardan alışık olduğumuz teknikle Aysel’in yüzünü buzlanmış hâlde görüyordu. Cengiz, ansızın kendini bir çıkmaz sokakta buldu. Önündeki duvarı aşmak için birkaç hamle yaptı ama buradan atlamak imkânsızdı. Sırtını duvara dayayıp ağlamaklı sesle yalvarmaya devam etti: “Ablacım valla benim bir kabahatim yok.”
 6  ...